27 Nisan 2015 Pazartesi

Düşünme

Düşünme, olay ve nesneler yerine onların simgelerini (işaretlerini) kullanarak yapılan zihinsel bir işlem ve sorunlara çözüm arama yoludur. Düşünme yeteneği en fazla olan canlı insandır. Fare, maymun gibi üst düzey canlılarda da düşünme yeteneği vardır. Fareler eski deneyimlerinden yararlanarak karşılaştıkları problemleri çözebilirler.

Düşünme Süreçleri :
İmgeleme : Düşünülen durum ya da olayın imgesinin (hayalinin – görüntüsünün) zihinde canlandırılmasıdır. Örneğin, çalışma odanızı düzenlemeyi düşündüğünüzde çalışma masanızın, kitaplığınızın önce nerede daha iyi duracağını gözünüzün önüne getirir, sonra yerlerini değiştirirsiniz. Bazı kişiler ise gördükleri durum ve nesneleri olduğu gibi tüm ayrıntılarıyla zihinlerinde canlandırabilirler. Buna fotoğrafsı imgeleme denir. İmgeleme, kavramlardan oluşan önermelerden farklı olarak somut bir nesneyi zihinde canlandırmaktır. Yani köpekleri değil “Karabaş” ı zihinde canlandırmaktır.

Sessiz Konuşma : Düşünme işleminin imgelemede olduğu gibi nesnelerin görüntüleriyle değil, kavramların ve sözcüklerin zihinde canlandırılmasıyla yapılmasıdır. Davranışçı ruh bilim uzmanlarından olan Watson’a göre içimizden söylediğimiz (o sözcüğü içimizden söylerken farkında olmadan küçük kas hareketleri de yaparız) bir sözcük başka bir sözcük için uyaran görevi yapar ve bu işlem zincirleme olarak devam eder ve düşünme gerçekleşir. Bir davranış bazen sözel olarak düşünülemez motor alışkanlıkla “içsel hareket” şeklinde zihnimizde canlandırılarak düşünülür.

Dil : Duygu ve düşünceleri yapay işaretlerle anlatmaya yarayan bir dizgedir (sistemdir).

Dilin özellikleri şunlardır :
- Dil insana özgü bir düşünme aracıdır. Toplumsallaşma sonucunda öğrenilir.
- Dil kendi başına değişir ve gelişir.
- Dil düşünme için zorunlu koşul değildir; ama dil, düşünmeyi zenginleştirir.
- Dildeki sözcüklerin büyük çoğunluğu kavramlardan oluşur. Kavramlar dilin temelidir. Düşünme de kavramlara dayandığından düşünmeyle dil arasında sıkı bir bağlantı vardır.

Simge : Sözcüğün, aynı varlığa, durum ya da eyleme işaret etmesidir.

UYARI : Hayvanlar birbirleriyle kendileri için anlamlı olan sesler ve işaretler aracılığıyla iletişim kursalar da bu dil değildir. Çünkü hayvanların sesler ya da işaretlerle kurdukları iletişim içgüdüseldir, simge niteliği taşımaz.

Kavram : Herhangi bir tür nesne ya da belli bir tür olayın ortak özelliklerinin bir ad altında toplanmasıdır. Kavramlar zihnin soyutlama ve genelleme yetenekleriyle elde edilir. Nesnelerin ve yaşanmış olayların izleri önce bireysel ve somuttur.
Soyutlama : Gerçekte ve günlük yaşantıda nesnelerden ayrılma özelliği olmayan nitelikleri (zihinde) nesneden ayırarak düşünebilmeye soyutlama denir.
Genelleme : Birbirine benzeyen varlıkları ortak özellikleriyle düşünmektir. Örneğin, köpek kavramı sayesinde her gördüğümüz köpeği tek tek incelemeden (tüyleri olduğuna, havladığını, et yediğini, sadık olduğunu) diğer köpeklerle aynı ortak özelliklere sahip olduğunu biliriz.

Sözel Düşünme : Küçük çocuklar sözcükleri kullanmaya başlamadan önce kavramları kullanmaya başlarlar. Örneğin “masa” sözcüğünden önce masa kavramı çocuklarda oluşmuştur. Konuşmaya başladıklarında ise yaptıkları şey daha önceden öğrendikleri kavramlarla yetişkinlerin kullandığı sözcükler arasında ilişki kurmaktır. Okul eğitiminin başlamasıyla beraber kavramsal düşünmenin sözel düşünmeye dönüşmesi hızlanır.

Problem Çözme : Birçok durumda düşünme, problem çözmeye yöneliktir. Kişinin bir amaca, hedefe ulaşmaya çalışırken bir engellemeyle karşılaşmasına ya da karşılaştığı zorluğu aşamamasına problem denir. Problem çözümüne yönelik olarak düşünmenin olabilmesi için öncelikle karşılaşılan engelleme durumunun kişi tarafından problem olarak algılanması gerekir. Bir problemle karşılaşıldığında problemin çözümü için bazı süreçlerden geçilir :

Problem Çözme Süreçleri
Problem Çözme Aşamaları :
Kişinin bir durumu problem olarak algılamasından başlayarak problemin çözümüne kadar olan aşamalardır. Problem çözmede dört aşama vardır :
- Hazırlık : Problemin ne olduğu açık seçik bir dille, ortaya konur. Problemle ilgili bilgi ve malzeme toplanır.
- Kuluçka : problem üzerinde düşünülür ve çeşitli çözüm yolları aranır.
- Kavrayış ya da aydınlanma : Problemin elemanları arasındaki bağ, ansızın kurularak problem çözüme kavuşturulur.
- Değerlendirme ve düzeltme : Çözüm yolu defalarca denenerek çözümün geçerliliği test edilir.

Çözümü Etkileyen Bireysel Etkenler : Problemin çözüme ulaştırılması, kişisel etkenlere de bağlıdır. Bunları şu şekilde sıralayabiliriz :
- Zeka
- Güdülenme
- Edinilmiş deneyimler
- Alışkanlıklar

Akıl Yürütme : Kişiler, geçmiş yaşantıları, gözlemleri ve öğrenmeleri sonucunda oluşturdukları somut ve soyut tasarımlar arasında mantık ilkelerine uygun bağlantılar kurarak yeni yargılara varırlar. Buna akıl yürütme denir. Üç türlü akıl yürütme vardır :
- Tümevarım : Gözlemlerden, tek tek olaylardan ya da nesnelerden yola çıkarak genel yargılara ulaşmaktır.
- Tümden gelim : Genel yargılardan özel bir olayın ya da nesnenin bilgisinin çıkartılmasıdır.
- Anoloji : İki benzer olay arasında karşılaştırma yaparak sonuca ulaşmaktır.

Yaratıcı Problem Çözme : Karşılaşılan sorunlara alışılmışın dışında, orijinal çözüm yollarının bulunmasına yaratıcı düşünme denir. Yaratıcı düşünmede akıl yürütmeye ek olarak hayal kurma da (imgeleme) kullanılır. Yaratıcı düşünmenin ortaya çıkmasını engelleyen etkenler şunlardır :
- Zihinsel Kurgu : Karşılaşılan problemlere hep aynı davranış kalıplarıyla, yöntemlerle çözüm aranması.
- İşleve Takılma : Nesneleri belli işlevlerinin dışında kullanmamak. Örneğin, su motoru su pompalamak için kullanılır. Ancak, Anadolu’nun birçok yerinde su motorundan traktör kadar hız yapan “tak tak” adlı bir taşım aracı geliştirilmiştir. Bunu ilk yapan usta, su motorunun belli işlevine (su pompalama) takılmadığından yaratıcı düşünmeyi ortaya koyabilmiştir.

- Duygusal Etken : Kişi, yaratıcı olabileceği bir alanda ya başarısız olursam kaygısıyla başarısız olabilir. Bu başarısızlık da bireyin daha sonraki çalışmalarını olumsuz yönde etkiler.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder