Düşünme
Düşünme, olay ve nesneler yerine onların simgelerini (işaretlerini)
kullanarak yapılan zihinsel bir işlem ve sorunlara çözüm arama yoludur.
Düşünme yeteneği en fazla olan canlı insandır. Fare, maymun gibi üst
düzey canlılarda da düşünme yeteneği vardır. Fareler eski
deneyimlerinden yararlanarak karşılaştıkları problemleri çözebilirler.
Düşünme Süreçleri :
İmgeleme : Düşünülen durum ya da olayın imgesinin (hayalinin –
görüntüsünün) zihinde canlandırılmasıdır. Örneğin, çalışma odanızı
düzenlemeyi düşündüğünüzde çalışma masanızın, kitaplığınızın önce nerede
daha iyi duracağını gözünüzün önüne getirir, sonra yerlerini
değiştirirsiniz. Bazı kişiler ise gördükleri durum ve nesneleri olduğu
gibi tüm ayrıntılarıyla zihinlerinde canlandırabilirler. Buna fotoğrafsı
imgeleme denir. İmgeleme, kavramlardan oluşan önermelerden farklı
olarak somut bir nesneyi zihinde canlandırmaktır. Yani köpekleri değil
“Karabaş” ı zihinde canlandırmaktır.
Sessiz Konuşma : Düşünme işleminin imgelemede
olduğu gibi nesnelerin görüntüleriyle değil, kavramların ve sözcüklerin
zihinde canlandırılmasıyla yapılmasıdır. Davranışçı ruh bilim
uzmanlarından olan Watson’a göre içimizden söylediğimiz (o sözcüğü
içimizden söylerken farkında olmadan küçük kas hareketleri de yaparız)
bir sözcük başka bir sözcük için uyaran görevi yapar ve bu işlem
zincirleme olarak devam eder ve düşünme gerçekleşir. Bir davranış bazen
sözel olarak düşünülemez motor alışkanlıkla “içsel hareket” şeklinde
zihnimizde canlandırılarak düşünülür.
Dil : Duygu ve düşünceleri yapay işaretlerle anlatmaya yarayan bir dizgedir (sistemdir).
Dilin özellikleri şunlardır :
- Dil insana özgü bir düşünme aracıdır. Toplumsallaşma sonucunda öğrenilir.
- Dil kendi başına değişir ve gelişir.
- Dil düşünme için zorunlu koşul değildir; ama dil, düşünmeyi zenginleştirir.
- Dildeki sözcüklerin büyük çoğunluğu kavramlardan oluşur. Kavramlar
dilin temelidir. Düşünme de kavramlara dayandığından düşünmeyle dil
arasında sıkı bir bağlantı vardır.
Simge : Sözcüğün, aynı varlığa, durum ya da eyleme işaret etmesidir.
UYARI : Hayvanlar birbirleriyle kendileri için
anlamlı olan sesler ve işaretler aracılığıyla iletişim kursalar da bu
dil değildir. Çünkü hayvanların sesler ya da işaretlerle kurdukları
iletişim içgüdüseldir, simge niteliği taşımaz.
Kavram : Herhangi bir tür nesne ya da belli
bir tür olayın ortak özelliklerinin bir ad altında toplanmasıdır.
Kavramlar zihnin soyutlama ve genelleme yetenekleriyle elde edilir.
Nesnelerin ve yaşanmış olayların izleri önce bireysel ve somuttur.
Soyutlama : Gerçekte ve günlük yaşantıda
nesnelerden ayrılma özelliği olmayan nitelikleri (zihinde) nesneden
ayırarak düşünebilmeye soyutlama denir.
Genelleme : Birbirine benzeyen varlıkları
ortak özellikleriyle düşünmektir. Örneğin, köpek kavramı sayesinde her
gördüğümüz köpeği tek tek incelemeden (tüyleri olduğuna, havladığını, et
yediğini, sadık olduğunu) diğer köpeklerle aynı ortak özelliklere sahip
olduğunu biliriz.
Sözel Düşünme : Küçük çocuklar sözcükleri
kullanmaya başlamadan önce kavramları kullanmaya başlarlar. Örneğin
“masa” sözcüğünden önce masa kavramı çocuklarda oluşmuştur. Konuşmaya
başladıklarında ise yaptıkları şey daha önceden öğrendikleri kavramlarla
yetişkinlerin kullandığı sözcükler arasında ilişki kurmaktır. Okul
eğitiminin başlamasıyla beraber kavramsal düşünmenin sözel düşünmeye
dönüşmesi hızlanır.
Problem Çözme : Birçok durumda düşünme,
problem çözmeye yöneliktir. Kişinin bir amaca, hedefe ulaşmaya
çalışırken bir engellemeyle karşılaşmasına ya da karşılaştığı zorluğu
aşamamasına problem denir. Problem çözümüne yönelik olarak düşünmenin
olabilmesi için öncelikle karşılaşılan engelleme durumunun kişi
tarafından problem olarak algılanması gerekir. Bir problemle
karşılaşıldığında problemin çözümü için bazı süreçlerden geçilir :
Problem Çözme Süreçleri
Problem Çözme Aşamaları : Kişinin bir durumu
problem olarak algılamasından başlayarak problemin çözümüne kadar olan
aşamalardır. Problem çözmede dört aşama vardır :
- Hazırlık : Problemin ne olduğu açık seçik bir dille, ortaya konur. Problemle ilgili bilgi ve malzeme toplanır.
- Kuluçka : problem üzerinde düşünülür ve çeşitli çözüm yolları aranır.
- Kavrayış ya da aydınlanma : Problemin elemanları arasındaki bağ, ansızın kurularak problem çözüme kavuşturulur.
- Değerlendirme ve düzeltme : Çözüm yolu defalarca denenerek çözümün geçerliliği test edilir.
Çözümü Etkileyen Bireysel Etkenler : Problemin çözüme ulaştırılması, kişisel etkenlere de bağlıdır. Bunları şu şekilde sıralayabiliriz :
- Zeka
- Güdülenme
- Edinilmiş deneyimler
- Alışkanlıklar
Akıl Yürütme : Kişiler, geçmiş yaşantıları,
gözlemleri ve öğrenmeleri sonucunda oluşturdukları somut ve soyut
tasarımlar arasında mantık ilkelerine uygun bağlantılar kurarak yeni
yargılara varırlar. Buna akıl yürütme denir. Üç türlü akıl yürütme
vardır :
- Tümevarım : Gözlemlerden, tek tek olaylardan ya da nesnelerden yola çıkarak genel yargılara ulaşmaktır.
- Tümden gelim : Genel yargılardan özel bir olayın ya da nesnenin bilgisinin çıkartılmasıdır.
- Anoloji : İki benzer olay arasında karşılaştırma yaparak sonuca ulaşmaktır.
Yaratıcı Problem Çözme : Karşılaşılan
sorunlara alışılmışın dışında, orijinal çözüm yollarının bulunmasına
yaratıcı düşünme denir. Yaratıcı düşünmede akıl yürütmeye ek olarak
hayal kurma da (imgeleme) kullanılır. Yaratıcı düşünmenin ortaya
çıkmasını engelleyen etkenler şunlardır :
- Zihinsel Kurgu : Karşılaşılan problemlere hep aynı davranış kalıplarıyla, yöntemlerle çözüm aranması.
- İşleve Takılma : Nesneleri belli
işlevlerinin dışında kullanmamak. Örneğin, su motoru su pompalamak için
kullanılır. Ancak, Anadolu’nun birçok yerinde su motorundan traktör
kadar hız yapan “tak tak” adlı bir taşım aracı geliştirilmiştir. Bunu
ilk yapan usta, su motorunun belli işlevine (su pompalama)
takılmadığından yaratıcı düşünmeyi ortaya koyabilmiştir.
- Duygusal Etken : Kişi, yaratıcı olabileceği
bir alanda ya başarısız olursam kaygısıyla başarısız olabilir. Bu
başarısızlık da bireyin daha sonraki çalışmalarını olumsuz yönde
etkiler.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder